fenerbahce ülker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fenerbahce ülker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2014 Pazar

Fenerbahçe Ülker - Semih Erden Üzerine

Ülkede son zamanlarda basketbolda alınmış en güzel karar, yabancı sınırı kuralının kalkması. Böylece ak koyun kara koyun belli oluyor. Sırf Türk oldukları için bol sıfırlı kontratlar alıp, 20+ dakika sahada kalan oyuncular da gerçekle yüzleşiyor.

Yabancı sınırı kuralının ekmeğini son yıllarda en çok yiyen oyuncu Semih Erden. Sene başında daha kural kalkmamışken Fenerbahçe Ülker'e gelmişti, sonra da kural kalkınca baya' bi maç süre alamamıştı son 4-5 maça kadar. Son 4-5 maçtır iyi oynuyor ve milliyetçi Türk basınını da arkasına alınca yine bir reborn kahraman hikayesi yaratılmaya çalışılıyor.

Öncelikle şunu söyleyelim, Semih Erden fiziksel olarak gerçekten çok değerli bir oyuncu. Zaten son yıllarını kötü geçirmesine rağmen halen üst düzey takımlarda süre bulmasının bir nedeni de bu. Semih'in asıl sorunu mental ve bu yıllardır da biliniyor. Şimdi Semih son 4-5 maçta iyi oynadı diye bu problemi aştığını öngörmek ne kadar doğru? Esteban Batista ve Mavrokefalidis'in olmadığı maçta PAO'ya karşı iyi oynaması sorunun bittiğini gösterir mi? Yarın bir gün Ante Tomic 20 sayı 10 ribaund yaptığında yine Semih Erden dev kahraman manşetleri atılacak mı?

Obradovic'in top 16 öncesi iyi bir karar vermesi lazım. Semih hep bu şekilde oynayacaksa, gerçekten 5 numara transferine ihtiyacı yok ama Semih sürekli olarak bu şekilde oynayabilecek mi? Semih de biliyor, Fenerbahçe Ülker onun üst seviyede kalması için son şansı, fakat hep bu şekilde oynayabilir mi, orasını ileriki zamanlarda göreceğiz.

 Fenerbahçe Ülker'in sorunu geçen seneden beri aynı. 1 ve 5 numaralar. Obradovic geçen sene top 16 öncesi çok yanlış transferler yaparak, top 16'dan ilerisini görememişti. Bu sene eğer bu sorunları takım içinde veya transferlerle hallederse Fenerbahçe top 8 - Final Four görebilir.

Obradovic'in de aklında ilerisi var ki Pao maçında sayı averajını almamak için uğraştı. Top 8 için çapraz grup hesapları kafasında başlamış. Bu kadar yatırım yapılıp, bu kadar transfer yapılıp bu sene yine başarısızlıkla sonuçlanırsa, yönetimin bir daha düşünmesi gerekebilir.

7 Nisan 2014 Pazartesi

Passion? Desire?

Laboral - Fenerbahçe Ülker maçının özeti:
Zeljko Obradovic, Laboral maçında fark 16 sayıya çıktıktan sonra aldığı molada takımla konuşuyor.  “You fight for what? You fight for what?? Shame on you! Shame on you!”http://tinypic.com/player.php?v=nnrwna&s=8#.Uz27RK1_u4I …
Maçın bitmesine 2,5 dakika kala skor 92-64 Laboral lehineyken, Zoc bilerek mola alıyor. Ruhsuz ve isteksiz oynamaya devam eden oyuncularına molada sesleniyor. “ Bravo, böyle oynamaya devam edin”

20 Mart 2014 Perşembe

The Return of The King: Zeljko Obradovic

9 Ağustos 2012'de yazmışım bu yazıyı. Obradovic'in Pao'yu bıraktığını açıkladıktan sonra. Bugün, yaklaşık 1,5 yıl sonra Obradovic OAKA'ya geri dönüyor. Always in our hearts..

 Olmasaydı Sonumuz Böyle


09.08.2012
 
Nick Calathes, Romain Sato, Mike Batiste, Kostas Kaimakoglou, Stratos Perperoglou, Drew Nicholas, Antonis Fotsis, Aleks Maric, Ian Vougioukas. Bu isimleri sporla, basketbolla ilgili herkes hayatında bir çok kez duymuştur. Çok da uzağa gitmeye gerek yok.

Takvim 8 Mayıs 2011’i gösterdiğinde; basketbolda Avrupa’nın en büyüğü olan Panathinaikos’un o gün süre alan 11 oyuncusundan 9’u bu isimlerdi. Barcelona’da oynanan final maçında Panathinaikos’la kupayı kazanan bu 9 oyuncunun tamamı, artık Panathinaikos için oynamayacak.

Yunanistan’daki ekonomik kriz malum, ülke çok zor zamanlar geçirdi,geçiriyor ve geçirecek gibi. Yunanistan’da herkesi etkileyen bu kriz, doğal olarak ülke basketboluna da sıçradı. Ülkenin en büyük basketbol kulübü olan Panathinaikos da (Olympiacos taraftarları kusura bakmasın) kadroda küçülmeye gitti.

2012 sezonuna Fotsis,Nicholas’a veda edip, Saras-David Logan-Steven Smith eklemeleriyle giren yeşiller yine de temel kadroyu elinde tutmuştu. Yıllardır Yunanistan Lig şampiyonluğunu kazanan PAO, hem “Euroleague şampiyonu ünvanını elinde tutmak hem de ligi tekrar kazanmak” hedefleriyle sezona başladı.

Euroleague’de final-four yapan takım, ligde de finale ulaşacaktı. Pao’nun önündeki rakibin kim olacağının ise ön izlenimi Yunanistan Kupası’nda görülmüştü. Olympiacos farklı öne geçtiği maçta, son çeyrekte maçı PAO’ya vermesine rağmen ilerisi için rakibine mesajı vermişti.

2012 İstanbul’da CSKA’ya karşı elinden geleni yapan Pao maçı kaybedip, teselli ikramiyesi olarak gördüğü lig şampiyonluğuna odaklanıyordu. Euroleague’de top 16’dan sonra çıkışa geçen, daha doğrusu durdurulamayan Olympiacos lig şampiyonluğunu da kazanarak sezonu duble ile kapatıyordu.

Şampiyonluğun kaybedildiği akşam ise Panathianakoslu taraftarların aklında tek bir şey vardı: Medyada dile getirilen “Obradoviç takımı bırakacak haberlerinin gerçeği”.

Çok iyi hatırlıyorum, izlerken o an en büyük aşk fimlerinin seni seviyorum sahnesi gibiydi.(http://www.youtube.com/watch?v=hqp5L84vZ-o&feature=share) Kısa bir çeviri yapacak olursak, Obradoviç  kalbim burada- kalmak istiyorum demesine rağmen ,kulüpten ayrılmak zorunda kaldı. Oraya gelen taraftarlar, ne PAO’nun çocuğu Zeljko demek için geldiler ne de Kocaman Gururumuzsun, İmparatorsun demek için.
 

10 yıl boyunca başarısız olunacak deseler, yine de Zeljko’nun kalmalarını isterlerdi. Burada başarı odaklı bir birliktelikten söz etmiyoruz; gerçek bir bağlılık, gerçek bir sevgiden bahsediyoruz. Bunlar olunca başarı da doğal olarak geliyor zaten.

Zeljko’nun Giannakopoulos kardeşler  ile takımın bütçesinde anlaşamadığı yüzünden takımı bıraktığı söyleniyor ki yine söylenenlere göre 3 milyon euro gibi bir fark varmış Obradoviçle yönetim arasında. Bu da ekonomik olarak durumun ciddiyetini ortaya koyuyor, gerçek bir FEDA’dan söz ediyoruz burada. (AEK’nın küme düşürüldüğü heralde olayın ciddiyetini anlatmak için yeterli)

 Hikaye de bir anlamda burada başladı. Domino taşı gibi Obradoviç ayrıldıktan sonra oyuncularda birer birer ayrılmaya başladı. Avrupa’da ekonomik krizden etkilenmeyen ülkeler olan Rusya ve Türkiye oyuncuların genel olarak tercih ettiği yerlerdi.

En son ayrılık haberi de 7 Ağustos’ta ,dün geldi.1984 yılının 7 Ağustos’un da dünyaya gelen Stratos Perperoglou, yaş günü hediyesi olarak PAO’nun en büyük rakibine transfer oluyordu. 4 yıl formasını giydiği Yeşiller’den,kırmızılara geçen Perperoglou’nun ilk OAKA maçında onu doğuran annesiyle ilgili düşüncelerini Gate 13’den dinleyeceğiz! Gemiyi terk etmeyen iki oyuncu ise Diamantidis ve Tsartsaris.

Takımda koçtan oyuncusuna kadar bir çok değişikliğe giden PAO elbette bundan sonra da başarılı olacaktır, kupalar kazanacaktır ama şöyle geriye dönüp son 10 yıla baktığımızda Avrupa basketboluna damga vurmuş bir kulübün bir anda böyle bir değişikliğe mecbur kalması elbette üzücü.

2000 yılında gelip 2012 yılında bıraktığı Panathianiskos’ta Zeljko, tam 5 defa Avrupa’nın en büyük kupasını kazandı. Bu süreç içinde 2001-2002 ve 2011-2012 sezonları hariç Yunanistan Ligi şampiyonluğunu kazanarak, lige adeta damgasını vurdu.

Günümüzden geçmişe doğru gidecek olursak, bu sene Nba yıldızlarıyla dolu CSKA’ya karşı oynadıkları oyunu hatırlıyoruz. Biraz şanssızlık, biraz son dakikadaki hakem kararları ile kupaya veda ettiler ama sadece ilk çeyrekte yaptıkları bile alkışa değer.

2011’de ise;  kendi evinde oynanacak Final Four’un en büyük şampiyonluk adayı Barcelona’yı, hem de ev sahibi avantajı olmamasına rağmen top 8’de 3-1 ile geçmeyi başardıklarını hatırlıyoruz. Nba’in yeni Avrupalı starı olarak gösterilen Ricky Rubio’yu Nick Calathes ile bitiren Zeljko, Diamantidis’in efsane performansıyla yine kupaya uzanıyordu.

2009-2010 sezonuna dönecek olursak, o sezon Euroleague’e top 16’da veda eden PAO, ”şampiyon olduğu sezonun arkasında top 16’ya veda etme” gibi ilginç bir alışkanlık kazanıyordu. 2008-2009’da ise; Berin’de oynanan Final Four’da önce en büyük rakibi Olmypiacos’u geçen PAO, finalde de CSKA’yı geçerek yine kupaya uzanıyordu.

Bir önceki sezonu yine top 16’da noktalayan PAO’nun, 2007’yi yine Euroleague şampiyonu olarak kapattığını hatırlatalım. 2005’te o aralar Avrupa’nın en iyisi Maccabi’ye karşı oynadıkları oyun da hala akıllarda. Dedik ya unutulmayacak yıllar yaşadılar, yaşattılar.

2002 (İbrahim Kutluay’dan hatırlayabiliriz) ve 2000 yıllarınıda  Zeljko önderliğinde şampiyon olarak noktalayan PAO’nun şu son 12 senesini - özellikle de 2005 sonrasını – anlatmak için,aldıkları kupaları yazmak yetmez.Bodiroga’lar,Diamantidis’ler,Spanoulis’ler,Saraslar,Batiste’ler,rol oyuncular da yetmez.

Hani  yaşaman lazım derler ya öyle seneler yaşattı PAO. Rakiplerinden her zaman saygı gördüler, her zaman da o saygıyı hak ettiler.

Hani bazı takımlar vardır hep hatırlanırlar, o takımlardan biri de PAO olacak hem de 2000-2012 arasında yaptıklarıyla. (Saras’a selamımızı gönderip,saygı da kusur etmeyelim.)

Süreç biraz uzun, gelen-giden oyuncu sayısı da biraz uzun  ama olsun Horto Magiko’da uzun. Nasıl televizyon başında Gate 13’e katılıp yıllarca beraber söylediysek, o yılları da hep hatırlayıp söyleyeceğiz.(Yeni başlayanlara Horto Magiko http://www.youtube.com/watch?v=u0rMe2Vyb9E )
 

Böyle güzel bir oluşumu insan en azından 2-3 yıl daha,Diamantidis 35’ine gelene kadar izlemek isterdi.Eminim rakipleri de böyle bir takımın bozulmasını değil,devam etmesini isterdi ama artık gerçek şu ki Pao’da yeni bir devir başlıyor…

 

14 Mart 2014 Cuma

We want more: İhtimaller ihtimaller

Euroleague, basketbolda Avrupa’nın zirvesi. NBA play-offlarıyla beraber basketbolun en üst seviyesi olarak tanımlanır ki bence Euroleague bir adım önde. Top 16 ile beraber sertliğin, seviyenin bi’ tık yukarı çıkmasıyla daha güzel maçlar izliyoruz.

Top 16 E grubunda ilk sıranın Barcelona’ya gideceği hemen hemen kesinleşti. Grupta kalan yedi takımdan beş tanesi çeyrek final için şansını devam ettiriyor. Önceki yazımda da söylemiştim, grubun sonundaki Laboral ve Anadolu Efes’in alacağı sürpriz galibiyetler diğer takımların sıralamasını belirleyecek. Laboral geçen hafta gidip Atina’da Panathinaikos’u yenerek, bir anda Yunan takımını ilk dördün dışına attı. Panathinaikos’ta geçen hafta koç Pedoulakis’le yollar ayrıldı. Giannakopoulos kardeşler neden böyle bir karar aldı anlamak güç. Sene sonu için Katsikaris’in adı geçiyor ama Xavi Pascual bu sene de Barcelona’da başarısız olursa Katsikaris’in yazın İspanya’ya gitme ihtimali var. Panathinaikos bu hafta da grubun bir diğer etkisiz elemanı Anadolu Efes ile İstanbul’da oynayacak. Türk-yunan milliyetçiliği, Anadolu Efes’in avrupadaki 500. Maçı olması gibi etkenlerle Efes tarafı hırslı olacaktır. Pana, İstanbul’dan da eli boş dönerse çeyrek final hayallerine şimdiden veda etmek durumunda kalacak.

Bu akşamki Barcelona-Olympiacos maçı Euroleague’de haftanın maçı. Bir diğer Yunan temsilcisi, son iki yılın şampiyonu Olympiacos’ta da işler iyi gitmiyor. Bu akşam Spanoulis ve Printezis’den yoksun olarak maça çıkacaklar. Şu anda grupta beşinci sırada bulunuyorlar. Pero Antic’in pazar günü twitterda yazdıkları sonrası zan altında kalan Bartzokas için işler iyi gitmiyor. Her takımın birbirine bu kadar yakın olduğu bu grupta, Olympiacos’un top 8 dışında kalması sürpriz olmayabilir.

Grubun en şanslı takımı Fenerbahçe Ülker. Dün çok zorlanmalarına rağmen aldıkları Malaga galibiyeti ve Laboral’in Atina’dan çıkardığı Pana galibiyeti grupta önlerini görmeleri açısından çok büyük önem taşıyor. Haftaya kesin kazanmaları gereken bir Pana maçı var. Zeljko’nun OAKA’ya dönmesi açısından duygusal olarak çok çok büyük bir maç olacağı kesin. Matematiksel değeri de bir o kadar büyük.

Milano’nun ise dün deplasmanda aldığı Laboral galibiyeti onlar için çok önemliydi. Evlerinde maç vermediler, haftaya Milano’da alacakları Anadolu Efes galibiyeti onları çeyrek finale atacaktır.

Malaga ise Joan Plaza hocamın önderliğinde dünkü maçı kazanabilseydi önemli bir avantaj yakalayacaktı. Şu anda grupta üçüncü sıradalar ama üst üste evlerinde Barcelona ve Olympiacos’la oynayacaklar. Bu maçlardan nasıl çıkacakları, gelecekleri için belirleyici olacak. Eğer grupta Fenerbahçe Ülker’i geçebilirlerse, çeyrek final yapabilirler.

Benim grup için ilk dört tahminimde Malaga ve Panathinaikos dışarda kalıyor. Pana’nın ilk dörde kalmasını çok istiyorum, umarım kalırlar ama işleri zor. Bu grupta her şey olabilir. Bir diğer ihtimal ise grubun şu andaki sıralama ile bitmesi. Bu durumda Olympiacos ve Panathinaikos’un ikisi birden top 8 yapamayacak. Bu çok uzun zamandır görmediğimiz bir tablo. Euroleague’in son 10 yılına damga vuran Yunanlıların, ikisinin birden son 8’e kalamama ihtimallerinin olması bile çok ilginç. Bu grupta her maç çekişmeli, nefis oluyor. Tekrar yazıyorum, Anadolu Efes ve Laboral’e dikkat. Grubun kaderini değiştirebilirler.