#Euroleague etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#Euroleague etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2014 Cuma

Galatasaray-Bayern Münih: Pesic mi Ataman mı?


15 Kasım 2013. Galatasaray 84-74 Bayern Münih.

20 Aralık 2013 Bayern Münih 88-68 Galatasaray.

23 Ocak 2014 Bayern Münih 66-72 Galatasaray.

21 Mart 2014. Bayern Münih’le bu sezonki dördüncü maçımız. En önemlisi belki de. Kuban galibiyetinin üstüne, bu maçı almamız hatta yakalayabildiğimiz kadar fark yakalamamız lazım üçlü averaj için. Kuban maçında Arroyo’nun yanına Markoishvili çıkmıştı skorer olarak. Bu maçta da yine dengeli oynayıp, Arroyo’nun yanına en az bir skorer daha çıkarmamız gerekiyor. Umarım yine galibiyeti alırız.

40 dakika. 93 sayı. 2 top kaybı.

40 dakikalık bir basketbol maçında herhangi bir takım maçı kaç top kaybı ile bitirebilir? 40 dakikalık bir basketbol maçında,  herhangi bir takım CSKA karşısında maçı kaç top kaybı ile bitirebilir?

Real Madrid, dün Euroleague rekoru kırarak maçı 2 top kaybı yaparak bitirdi. 3000’ü aşkın maçın oynandığı Euroleague tarihinde bu bir rekor. Bundan önce maçı 3 top kaybı ile bitirmeyi başarabilen dört takım var. 2001 Efes, 2007 CSKA, geçen sezon Olympiacos ve bu sezon Galatasaray.

Grup birinciliği için hayati önem taşıyan maçta, Real Madrid CSKA’yı 93-79 mağlup etti. İlk üç çeyreği sıfır top kaybı ile bitirdiler. Maçtaki iki top kaybı da Sergio Rodriguez tarafından son periyodun ilk 3 dakikasında yapıldı. Maçın son 7 dakikasını da yine top kaybı yaşamadan bitirdiler.

Rakiplerine maç başına 69.5 sayı izni veren, rakiplerini maç başına 13.4 top kaybına zorlayan CSKA savunması karşısında 93 sayı ve sadece 2 top kaybı. Hakikaten inanılmaz.

14 Mart 2014 Cuma

We want more: İhtimaller ihtimaller

Euroleague, basketbolda Avrupa’nın zirvesi. NBA play-offlarıyla beraber basketbolun en üst seviyesi olarak tanımlanır ki bence Euroleague bir adım önde. Top 16 ile beraber sertliğin, seviyenin bi’ tık yukarı çıkmasıyla daha güzel maçlar izliyoruz.

Top 16 E grubunda ilk sıranın Barcelona’ya gideceği hemen hemen kesinleşti. Grupta kalan yedi takımdan beş tanesi çeyrek final için şansını devam ettiriyor. Önceki yazımda da söylemiştim, grubun sonundaki Laboral ve Anadolu Efes’in alacağı sürpriz galibiyetler diğer takımların sıralamasını belirleyecek. Laboral geçen hafta gidip Atina’da Panathinaikos’u yenerek, bir anda Yunan takımını ilk dördün dışına attı. Panathinaikos’ta geçen hafta koç Pedoulakis’le yollar ayrıldı. Giannakopoulos kardeşler neden böyle bir karar aldı anlamak güç. Sene sonu için Katsikaris’in adı geçiyor ama Xavi Pascual bu sene de Barcelona’da başarısız olursa Katsikaris’in yazın İspanya’ya gitme ihtimali var. Panathinaikos bu hafta da grubun bir diğer etkisiz elemanı Anadolu Efes ile İstanbul’da oynayacak. Türk-yunan milliyetçiliği, Anadolu Efes’in avrupadaki 500. Maçı olması gibi etkenlerle Efes tarafı hırslı olacaktır. Pana, İstanbul’dan da eli boş dönerse çeyrek final hayallerine şimdiden veda etmek durumunda kalacak.

Bu akşamki Barcelona-Olympiacos maçı Euroleague’de haftanın maçı. Bir diğer Yunan temsilcisi, son iki yılın şampiyonu Olympiacos’ta da işler iyi gitmiyor. Bu akşam Spanoulis ve Printezis’den yoksun olarak maça çıkacaklar. Şu anda grupta beşinci sırada bulunuyorlar. Pero Antic’in pazar günü twitterda yazdıkları sonrası zan altında kalan Bartzokas için işler iyi gitmiyor. Her takımın birbirine bu kadar yakın olduğu bu grupta, Olympiacos’un top 8 dışında kalması sürpriz olmayabilir.

Grubun en şanslı takımı Fenerbahçe Ülker. Dün çok zorlanmalarına rağmen aldıkları Malaga galibiyeti ve Laboral’in Atina’dan çıkardığı Pana galibiyeti grupta önlerini görmeleri açısından çok büyük önem taşıyor. Haftaya kesin kazanmaları gereken bir Pana maçı var. Zeljko’nun OAKA’ya dönmesi açısından duygusal olarak çok çok büyük bir maç olacağı kesin. Matematiksel değeri de bir o kadar büyük.

Milano’nun ise dün deplasmanda aldığı Laboral galibiyeti onlar için çok önemliydi. Evlerinde maç vermediler, haftaya Milano’da alacakları Anadolu Efes galibiyeti onları çeyrek finale atacaktır.

Malaga ise Joan Plaza hocamın önderliğinde dünkü maçı kazanabilseydi önemli bir avantaj yakalayacaktı. Şu anda grupta üçüncü sıradalar ama üst üste evlerinde Barcelona ve Olympiacos’la oynayacaklar. Bu maçlardan nasıl çıkacakları, gelecekleri için belirleyici olacak. Eğer grupta Fenerbahçe Ülker’i geçebilirlerse, çeyrek final yapabilirler.

Benim grup için ilk dört tahminimde Malaga ve Panathinaikos dışarda kalıyor. Pana’nın ilk dörde kalmasını çok istiyorum, umarım kalırlar ama işleri zor. Bu grupta her şey olabilir. Bir diğer ihtimal ise grubun şu andaki sıralama ile bitmesi. Bu durumda Olympiacos ve Panathinaikos’un ikisi birden top 8 yapamayacak. Bu çok uzun zamandır görmediğimiz bir tablo. Euroleague’in son 10 yılına damga vuran Yunanlıların, ikisinin birden son 8’e kalamama ihtimallerinin olması bile çok ilginç. Bu grupta her maç çekişmeli, nefis oluyor. Tekrar yazıyorum, Anadolu Efes ve Laboral’e dikkat. Grubun kaderini değiştirebilirler.

Win or Go Home: Galatasaray Liv Hospital

Euroleague’de işler iyice kızıştı. 10. Haftanın oynandığı bu hafta, yine ilginç sonuçlara sahne oldu. F grubunda kesin olan tek şey var, Maccabi Tel Aviv’in grubu üçüncü sırada bitireceği. CSKA Moskova mı Real Madrid mi birinci olacak göreceğiz. Birbirleriyle oynayacakları maçlar birinciyi belirler diye düşünürken, Real Madrid dün Almanya’da Bayern Münih’e kaybetti. CSKA tarafından ise Teodosiç’in dünkü maçta sakatlandığı haberi geldi. Durumu ciddi mi değil mi bilmiyorum. CSKA Moskova’nın evinde Real Madrid’i on dört sayıyla yendiğini düşünürsek, eğer ekstra bir mağlubiyet almazlarsa grubu ilk sırada bitirmek için avantajlılar.

Dördüncü sıra için Galatasaray, Kuban ve Bayern Münih çekişiyor. F grubunda kazan iyice kaynıyor hatta alev alıyor. Bayern’in dün Real Madrid’i yenmesi Almanlar için ekstra bir galibiyet oldu. Şu anda bir adım öne geçtiler ama kalan dört haftada CSKA Moskova ve Maccabi maçları var, Galatasaray ve Kuban’a da deplasmana gidecekler. Fikstür olarak dezavantajlılar ama direk rakipleri ile oynayıp kendi kaderlerini kendileri belirleyecekler.
Galatasaray açısından bugün top 8 hayallerine devam edip etmeyecekleri belli olacak. Kuban’ı deplasmanda kesin yenmek zorundalar, haftaya da Bayern’i Abdi İpekçi’de yenmek zorundalar. Bu akşam Kuban’dan çıkacak olumsuz bir sonuç çeyrek final hayallerini bitirebilir. Banvit mağlubiyetinin takımı hırslandırıp, olumlu bir şekilde bu akşamki maçı etkileyeceğini ümit edelim.
Kuban’ın kendi sahasında Galatasaray ve Bayern’le oynayacak olması avantaj. Böyle hedef maçlarda, iki taraf da hedefe odaklandığı için ev sahibi-deplasman farkı hissedilmeyebilir ama Kuban seyirci desteğini de arkasına alırsa dördüncü sıradan çeyrek finale kendisini atabilir.
Grubun en önemli maçı bu akşam. Kuban deplasmanından umarım galibiyetle döneriz.

28 Şubat 2014 Cuma

Semih Erden'den daha fazlası: Kabul edin Türkler, bu kural olacak iş değil.


Anadolu Efes, Barcelona'ya uzatmada 89-84 kaybetmiş. Maçın tamamını izlemedim. Kadrolar belli olduğunda sırf Semih Erden merakımdan biraz bakayım dedim, ilk periyottan maç kopar gibi olmuştu. Bütün maç da böyle devam eder, Semih de zaten oyunda değil, bana gülecek bir şey yok diyip kapattım. Sonra maçın uzatmaya gittiğini, Barcelona'nın uzatmada kazanabildiğini, hatta Semih Erden olmasa Anadolu Efes'in maçı kazanacağını öğrendim. Semih Erden son pozisyonda box out  yapmayınca Joey Dorsey bir saniye kala topu tiplemiş ve maç uzatmaya gitmiş.

 
 

Resim yukarda. Videodan daha net anlaşılıyor. Gerçekten olacak iş değil. (http://www.ntvspor.net/video-galeri/olacak-is-degil)

Semih Erden özelinde bakarsak, hiçbir zaman kendisini sevmedim. Semih Erden her saçmaladığında kendime küfrettim. Ben sabah 8 akşam 6 mesai yaparken, adam benim aldığım maaşın 10 katını kazanıyor. Neyse kader diyelim. Olaya geri dönersek, Semih Erden'i kişisel olarak eleştirebiliriz. Hiçbir zaman basketbol zekası yüksek bir oyuncu olmadı, Avrupa'da ve milli takımda bunu sıkça gördük. Bence, Boston'dayken  Cavs'e takas edilmeseydi kariyeri çok başka yerlere gidebilirdi. Zaten Cavs'e gittikten sonra takımında süre alamadı ve kürkçü dükkanına geri döndü. Geçen sene Stanco Barac'la beraber, Efes taraftarlarını kanser eden ikili konumundaydılar. Yaptıkları, hatadan öte saçmalama düzeyindeydi. Bu sene Mahmuti gittikten sonra Angelou, onu kadro dışı bıraktı ve oynatmadı. Anadolu Efes'in zaten çeyrek final yapma şansı yoktu ama Barcelona karşısında birden Semih Erden'i oynatmak da Angelou'nun hanesine eksi olarak yazılmalı.

Gelelim büyük resme bakmaya. Geçen hafta Türk basketbolcular, yabancı sınırıyla ilgili twitterda kampanya başlatıp, olayı milliyetçilik seviyesine indirgediler. Türkiye'de basketbol sahada 3+2 yabancı kuralıyla oynanıyor. Böylece Türk oyuncuların çoğu nasıl olsa süre alacaklarını bildiklerinden gelişmiyorlar, rekabet ortamı bulamıyorlar. 2001 yılında evimizde ikinci olduğumuz Avrupa Şampiyona'sından sonra kulüpler düzeyinde de milli takım düzeyinde de hiçbir başarımız yok. O turnuvada yendiğimiz İspanya'nın ise neler başardığı ortada. Hala iddaa ederim, bizim o jenerasyonumuz İspanya'dan iyiydi ama elde var sıfır.

Semih Erden yanlış bilmiyorsam ülkenin en çok kazanan yerli oyuncusu. Avrupa'da da ismi var, bir şekilde piyasası var. Bir basketbolcu kadro dışı kaldıktan sonra, ya kendini değiştirecek-hatalarını bulmaya çalışacak ya da parasını saymaya devam edecek. Semih Erden nasıl olsa bir şekilde kendisine süre bulacağını bildiği için ( bu saçma kural işlediği sürece bir şekilde süre gelecektir kendisine) hiç değiştirmemiş kendisini. Üstelik kendisini tekrar ispat etme maçında, Barcelona'ya karşı maçı kendi elleriyle vererek tüm Avrupa'ya rezil etti tekrardan kendini. Twitter'da dönen muhabbetlerin hepsini hakketti. Bu sene Efes'in en az iki maçını kendi elleriyle verdi. Karakter olarak belki güçlü geri döner mi  soruları ise bir umuttan öteye gitmedi.

Türk basketbolcular için önemli bir örnek Semih. Evet yabancı sayısı sınırlı kalmalı, evet belli yaştaki oyuncular 12 kişilik kadroda bulundurulmalı ama parkedeki 3+2 kuralı en az Turgay Demirel'in varlığı kadar saçma. Türk basketbolcuların önünü kesecekler, Türkler gelişemeyecek dedikleri ülkenin en iyi iki Türk oyuncusu 77 doğumlu Kerem Gönlüm ve 79 doğumlu Kerem Tunçeri. Türkler gerçek hayatta değil de aynada ve şarkılarda dev adamlar, biraz gerçeklerle yüzleşmeyi öğrensinler.

27 Şubat 2014 Perşembe

Euroleague Top 16 F Grubu ilk yarı değerlendirmesi : Bir koltuk üç aday?

Euroleague’de top 16 turunun ikinci yarısı başlamadan F grubuna bir göz atalım. Grupta çeyrek finale kalmak için gereken ilk dört sıradan üçü kapılmış durumda. CSKA Moskova, Real Madrid ve Maccabi Electra’nın ilk üç sırayı alacağı kesin gibi. Dördüncü sıra içinse şu anda aynı galibiyet-mağlubiyet sayısına sahip üç takım var. Galatasaray LH, Lokomotiv Kuban, Bayern Münih.

Öncelikle yukarıdaki üçlüden başlarsak, ilk turu 10 maçta 10 galibiyet ile bitiren Real Madrid, bu turda CSKA Moskova’ya deplasmanda 14 sayı ile mağlup oldu. 14 sayılık fark önemli çünkü Euroleague şampiyonluğu hedeflenen sezonda, bu hedefin önündeki muhtemel rakiplerinden birine karşı 14 yüksek bir rakam. Hızlı oyunda durdurulması imkansız gibi gözüken Real Madrid’in, bu turda ikili oyun savunmasında yaşadığı problemler su yüzüne çıktı. Özellikle Yunan pivot Bourousis’in ayaklarının yavaşlığı, onun üzerinden oynanan ikili oyunlarda rakiplerine hep sayı olarak geri döndü. Bu turda kendi evlerinde Galatasaray LH ve Maccabi’ye karşı da zorlanarak kazandılar. Şu anda CSKA Moskova ile galibiyet sayıları eşit. CSKA’nın Madrid’e geleceğini de düşünürsek benim bu turu ilk sırada bitirmesini beklediğim takım Real Madrid. CSKA Moskova ise ilk turda mesaj verme maçlarının hepsini kaybettikten sonra bu tura da aslında kötü başladı. İlk maçta Kuban biraz daha dikkatli olsa maç uzatmaya gitmeden Kuban lehine biterdi. Başa baş geçen maçlarda, maç sonlarında zorlanıyorlar bu sene. Galatasaray ve Partizan maçlarında bunu gördük fakat gruptaki direk rakiplerinden Real Madrid ve Maccabi’ye Moskova’da oynadıkları oyun gelecek için ümit verici. CSKA’nın nereye kadar gideceğini Teodosiç belirleyecek. Eğer bu sene de final four’da kontrolünü kaybedip saçmalarsa, loser sıfatı üstüne yapışacak. Maccabi Electra ise Big Sofo ve David Blu’nun takıma geri dönmesiyle, David Blatt komutanlığında ilk ikiyi zorlamaya devam edecektir önümüzdeki yedi hafta içerisinde de. Kazanmak zorunda oldukları bütün maçları kazandılar, Nokia Arena’dan CSKA veya Real galibiyetleri çıkarabilirlerse ilk ikiye kapağı atabilirler. David Blatt’in takımlarını izlemek büyük keyif, seviyoruz, destekliyoruz kendilerini. Çok güzel adamsın :)
Dördüncü sıra içinse kazan kaynıyor, Galatasaray-Kuban-Bayern’den biri top 8 yapacak ve büyük ihtimal top 8’de Barça’ya rakip olup elenecek :) Galatasaray’dan başlarsak, içerde Kuban’a kaybetmelerinin acısını ilerde yaşayabilirler. Partizan’ı deplasmanda yenmek önemli, her takım çıkamaz o atmosferden. İçerde kaybedilen CSKA galibiyeti gelebilseydi, çok önemli bir avantaj sağlanabilirdi. Bayern’le İstanbul’da oynayacak olmak avantaj. İlk üç dışındaki takımlarla oynanacak maçlar dördüncü sırayı belirleyecek gibi duruyor. Kuban’ın burada en büyük avantajı Galatasaray ve Bayern Münih’le evinde oynayacak olması. Partizan ve Zalgiris deplasmanlarında maç kaybetme ihtimalleri de var. Dördüncü sıra için durum karışık, güzel maçlar bizi bekliyor. Grubun iddaasız iki takımı Partizan ve Zalgiris. Partizan’ı sırf salonda oluşturdukları atmosfer için izlemek bile büyük keyif. Zalgiris’te de büyük usta Saras ve Litvanya tayfası elinden geldiğince savaşmaya çalışıyor. Dördüncü sıra için tahminim Galatasaray LH. Umarım tahminim tutar, dördüncü sırayı alırız.